EFESiN EFESi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelismis Arama

 

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelismis Arama

 

sinemason


ŞEKERLİ BALIKLAR

Hale Döner

31 Ocak 2011, 01:23

Hale Döner

             Ahşabın rengi ağarmaya başlamıştı.Tahta kapının daha yapılırken üzerine sinen o kimsesizlik duygusu artık tamamen boşalmış olan bu evin yazgısını söylüyordu sanki. Bu minik avluda bir vakit oynayan çocuklar, kendi çouklarının ellerinden tutup giriyorlardı avludan içeri. Dedesini görmeden kaybetmiş bu torunlar, nenelerine daha bir sevgiyle sarılıyorlardı.

           Çok daha eskilerde, avluda ıssızlığı bozacak neşeli çığlıklar hiç eksik olmazdı.Mahallenin bütün çocukları bir olup oyunlar oynarlar, avlunun içindeki fırından çıkcak olan taze pideyi beklerlerdi.

            Bir gün yine toplanmıştı kızları,torunları, oğulları.O evde her zamanki işleriyle haşır neşirken, bir akşam önceden yapılan plana göre sabahın köründe torunlar balık avlamaya gitti, köyün az aşağısından geçen nehire.Ailenin erkekleri derenin içinden elle yakaladıkları balıkları suyun kenarından onları takip eden ailenin çocuk ve kadınlarına atıyorlardı.Dere boyu tarlalarda buğday yeni biçildiğinden balıklar toprağın üstünde hop zıp edip can çekişirken, küçük torunlar balıkların etrafında neşeyle zıplıyordu.Büyükler balıkları yakalayıp kovaya atana kadar bir telaştır gidiyordu.

          Akşam saati olduğunda erkekler suyun içinde balık yakalamaktan,kadınlar tarlada balık avlamaktan, çocuklar da yürüdükleri uzun yoldan bitap düşmüş halde döndüler.Eve varınca hemen torbalara koyup balıkları bir güzel tarttılar.5,5 kilo geldi balıklar.Herkes gururlu bir şekilde balıkların çokluğuyla övündü.Sonra evde kalan büyüklere nerede balık yakalandı, hangi ağacın köküne balıklar yuva yapmış anlatmaya başladılar.

         Nene bu arada balıkları aldı,  güzelce temizledi.Yaklaşık bir saat sonra sofraya çağırdı herkesi.Herkes aynı yere sığamayacağından emektar masaya büyükler ilişti, yer sofrasına torunlar.Herkes biraz yahniden yedikten sonra nene tavadan yeni indirdiği balıkları getirdi ortaya .Büyükler küçükler bir heves balıklara uzandı.İlk lokmalar çiğnenirken,tek tek değişik ifadeler oluştu yüzlerde.Tam olarak ne olduğunu anlamadıklarından ,herkes açıklama bekler gibi birbirine bakmaya başladı.Nene hala servis yapmakla meşguldü. Sofra kurulacağı zaman kimseyi yardıma çağırmaz,ne gelinlere ne kızlarına iş bırakmazdı.En sevdiği şeydi bu, çocuklarını torunlarını doyuruyormak.

          İçlerinden biri” Aa şeker var bunda!” dedi.Anladı herkes.Nene elinde yeni pişirdiği balıkların olduğu tabakla öylece kala kaldı.Sonra hızla mutfağa geçti.Torunlarından biri bu söze nene kadar alındı.O da anlamıştı balıklara tuz yerine şeker atıldığını ama bunu ilk söyleyene diş biledi o an.Nenenin peşinden mutfağa gitti,kızlarıda gittiler .

          -Ben fark etmemişim,dedi sadece. Usulca yüzüne gölgeler düştü nenenin, utandı.Üzüldü daha çok.Kızlarından biri usulca “yaşlanıyor artık” dedi yanındaki kızına.Torun ona daha çok kızdı.İnanmadı, “iftira atıyorlar neneme” dedi içinden.

          Nene yavaş yavaş elini eteğini çekti yemekten, sofra kurmaktan.Daha çok seyreder oldu. Zaman bu durmuyor yerinde, yazları avlusunda sıraya geçmiş çocukların bir leğenin içinde sırayla yıkandığı zamanların ardından, üniversitelerin tatilleri,işten alınan izinlerde yapılan birkaç günlük uğramalar aldı.

        Teyze kızı, dayı oğlu toplanmalar azaldı ama bir düğün bahanesiyle bir araya gelinince, bu iki oda bir sofalı evde küçücük kaldı gelenlerin yanında.Damatlar, gelinler derken nenenin yüzündeki sevinç, bu misafirliklerin kısalığıyla gölgelenmeye başladı.Kapının rengi daha çok ağardı.Yerdeki tahta döşemeler yalnızlıktan daha çok inler oldu.Sadece yazları birkaç ay, o da daha çok nenenin elleriyle açılır oldu darabalar.

       Torunların çocukları oldu.Onlarda geldiler bu minimini eve.Ama fark etmediler nenesi için hınçlanan torunun neden her gelişinde tuz kabına bakarken içinin titrediğini.Anlamadı hiç biri şekerli balıkların neneyi hergün biraz daha kopardığını hayattan.

      Yıllar geçti.Birgün kapının rengini büsbütün attıracak başka bir şey oldu.Sabahın erken bir vaktinde ilde oturan kızının evinde gözlerini yumdu nene,hayata.Torunu daha bir hafta önce helallik almak için çok uzak bir şehirden binbir telaşla gelmişti yanına. Nenesini ilk gördüğünde anlamıştı beraber geçirecekleri günlerin sonuna geldiklerini.Balıklar geldi aklına.İçi burkuldu.Tüm torunlar, kızlar, oğullar geldiler yanına.Köyünden yetişen tüm çocuklar geldi neneyi görmeye.Günlerdir açmadığı ağzını torununa açıp hırıltılı bir sesle has torunuyla konuştu nene.Odaya yanına her girdiğinde torunu ona iyileşeceğini söyledi.Dışarı çıktı ağladı.Bir hafta sonra torunu izninin dolduğunu, gitmek zorunda olduğunu,yazın beraber köye gideceklerini söyleyince nene gözleriyle bunun mümkün olmadığını anlattı ona.Ağlamaya başlayan torunu ellerini öpüp boynuna sarılıp helallik istedi nenesinden.Odadan dışarı zor çıkardılar torunu.İçinde derin bir acıyla döndü yaşadığı şehre.Bir hafta ya sürdü ya sürmedi içini kemiren kocaman bir kurt son lokmasınıda yuttu açtığı kocaman deliğin içinde.

      Telefonda duyduğu bir cümleyi saatlerdir adı gibi biliyordu.Çok acıdı içi.Öyle anlatılır gibi değil.Nene gitti.Öksüz, yetim bir torun bıraktı arkasında...Bir de artık kolay kolay kimsenin aralamaya yanaşmayacağı rengi ağarmış bir kapının nöbet tuttuğu evini..

      Yattığın yerler adın gibi NUR olsun nenem.


Bu haber 4982 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Gülen Kireç26 Mayıs 2014

ANKET

SELÇUK'UN TANITIMI TURİZM AÇISINDAN, SİZCE YETERLİ Mİ ?




Tüm Anketler

HAVA DURUMU

İZMİR

kaplama tuğlası

ANKET

SELÇUK'UN TANITIMI TURİZM AÇISINDAN, SİZCE YETERLİ Mİ ?




Tüm Anketler

ANKET

SELÇUK'UN TANITIMI TURİZM AÇISINDAN, SİZCE YETERLİ Mİ ?




Tüm Anketler

www.efesinefesi.com efes selçuk torbalı kuşadası haber portalı
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi